• Doğu Türkistan Davasındaki Fırsat ve Olasılıklar hakkında Hollanda'da Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleşti.
You Are Here: Home » Uygur Kimliği, Dili ve Dini » Eski Uygurca sarıt (kıl-) ifadesi üzerine

Eski Uygurca sarıt (kıl-) ifadesi üzerine

Dr. Hasan İSİ

Özet

Eski Uygurca, Budizm ve Manihaizm temelli dinî eserlerden meydana gelmiş söz varlığının ağırlıkta olduğu felsefî bir dönemdir. Budizm ve Manihaizm gibi dinlere ait felsefî görüşlerin anlatıldığı bu dönem, sahip olduğu dinî eserlerle ilgili öğretiler içerisinde yer alan uygulamaları halka aşılayan sisteme sahiptir. Eski Uygur Türkçesinin sahip olduğu bu felsefî yön, Türk dilinin işlenmişliğini göstermesi bakımından önemlidir. Özellikle çok dilli Uygur rahiplerinin Budizm temelinde tercüme faaliyetleri neticesinde ortaya koydukları bu dinî terminoloji, hem yabancı kelimelerden hem de Türkçe kelimelerden oluşan birikimin ve işlenmişliğin ürünüdür. Kültürel etkileşimler neticesinde gelişen dinî yaşam doğrultusunda halka anladığı dille seslenmeyi isteyen Uygur rahipleri, bu
doğrultuda Budizm ve Manihaizm gibi dinlere ait sözcükleri, öncelikle Türkçeleştirme yoluna girerek Türk dilinin terim türetme gücünü ortaya koydukları kelimelerle sergilemişlerdir. Çok dilli Uygur rahipleri, yabancı sözcüklere Türkçe karşılıklar verme konusunda Türk dilinden istifade edemedikleri durumda, kaynak dil konumundaki Sanskritçe sözcükleri Toharca, Çince ve Soğdca gibi dillerden alarak Türkçe ve yabancı sözcüklerden oluşan dinî bir terminoloji ortaya koymuşlardır. Türk dilinin dinî terminolojisiyle ilişkili terimlerden biri de, ilk kez Eski Uygurcaya ait metinlerde karşımıza çıkan “akılda tutmak, belli bir ritimle bir ritüeli tekrar edip ezberlemek” anlamlı sarıt (kıl-) ifadesidir. Bu ifade, özellikle, Uygurların Yüan hanedanlığı döneminde Tibet Budizmine dayalı Tantrik Türk
Budizmi içerisinde kilit roldeki “büyü formülleri”ni gösteren mantra ve dhāraṇī kavramlarının uygulanma yöntemiyle ilgili Budist bir terimdir. Bu çalışma ile, öncelikle sarıt (kıl-) ifadesinin geçtiği metinlere yer verilerek ifadenin sahip olduğu kullanım sıklığına ve Uygur imlasındaki gösteriminde yaşanan ikiliğe yer verilecektir. İfadenin tanıklandığı metinlerin ait olduğu Budist gelenek yazılı tanıklardan belirlenerek sarıt (kıl-) deyimini oluşturan sarıt sözcüğü üzerine köken bilgisel değerlendirmelere girişilecektir. İlgili tanıkların yer aldığı metinlerde, araştırmacıların köken noktasında değerlendirmelerden kaçışı, sözcüğün belirsizliğe sahip oluşundan kaynaklanmaktadır.

Bu çalışma ile, sınırlı sayıda metinde yer alan sarıt ifadesinin kökeni noktasında ortaya konulan Türkçe ve İranî diller görüşü, ilgili bölüm içerisinde tartışılarak sözcüğün sahip olduğu oluşuma değinilmeye çalışılacaktır. Bu bölümde, sözcüğün Türkçe oluşu noktasında var olan *sari+t biçiminin kök ve ek arasında uyumsuzluk oluşturması, ifadenin Uygurların etkileşim içerisinde olduğu bir dilden alındığı görüşünü doğurmaktadır. Özellikle Eski Uygurca içerisinde mantra, dhāraṇī ve sūtra gibi büyü formüllerinin mırıldanarak tekrar edilmesi ritüeliyle uyuşan Soğdca srūtya ve Pehlevice srōd kelimeleri, sözcüğün geldiği kaynak dille ilişkili ifadelerdir. Eski Uygurca içerisinde İranî dillerle temasın özellikle Soğdca ve Toharca ile gerçekleştiği göz önüne alındığında, ifadenin kökeni noktasında kaynak dilin Soğdca ve Toharcaya yöneldiği görülmektedir. Bu doğrultuda, sarıt sözcüğünün kökeni noktasında tartışılan ve üzerinde görüş bildirilen nokta, kelimenin Toharcada yer almayışı ile ifadenin Soğdcadan Eski Uygurcaya srūtya biçiminden aktarıldığı üzerinedir.

Anahtar kelimeler: Eski Uygurca, dinî terminoloji, mantra, dhāraṇī ve sūtra.

Makalenin tamamına erişmek için lütfen linki tıklayın: Eski Uygur

Uygur Akademisi © Her Hakkı Saklıdır.

Scroll to top