• Doğu Türkistan Davasındaki Fırsat ve Olasılıklar hakkında Hollanda'da Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleşti.
You Are Here: Home » Akademi Etkinlikleri » “Türk Dünyası Jeopolitiği Perspektifinden Kuşak Yol Projesine Bakış” Konulu Panelin Üçüncüsü İstanbul’da Gerçekleştirildi

“Türk Dünyası Jeopolitiği Perspektifinden Kuşak Yol Projesine Bakış” Konulu Panelin Üçüncüsü İstanbul’da Gerçekleştirildi

Çin Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul Türk Ocakları ve Uygur Akademisi ortaklığında düzenlenen “Türk Dünyası Jeopolitiği Perspektifinden Kuşak Yol Projesi’ne Bakış” konulu panelin üçüncüsü 22 Şubat 2020 tarihinde Türk Ocakları’nın Çemberlitaş’taki konferans salonunda gerçekleştirildi. Panele Türkiye’nin çeşitli yerlerinden Uygur ve Türkiye’li aydınlar ve üniversite öğrencileri iştirak etti.

Panel saygı duruşu ve Türkiye, Doğu Türkistan İstiklal Marşlarının okunmasından sonra İstanbul Türk Ocakları Başkanı Dr. Cezmi Bayram’ın açılış konuşmasıyla başlatıldı.

Dr. Cezmi Bayram konuşmasında kuşak ve yol projesinin Çin’in emperyalist hayallerini gerçekleştirme projesinden ibaret olduğunu, Çin’in ticaret yoluyla dünyaya yayılmak istediğini ve Türkiye’de yatırımlarının çoğaldığını belirtti ve Doğu Türkistanlıların en temel insan haklarından istifade edebilmesi için neler yapılması gerektiği konusu üzerinde durdu.

Açılış konuşmasından sonra oturum başkanı Prof. Dr. Salih Aynural kuşak ve yol projesini olumlu ve olumsuz yönden değerlendirdi. Dr. Aynural  projenin 21. yüzyılın çok önemli projelerinden biri olduğundan,  Türkiye’nin Kırgızistan’a 1.1 milyar kadar büyük yatırımlar yaptığından ve  orada Manas Üniversitesi kurduğundan bahsetti. Nazarbayev’in Batı Türkistan konusunda önderlik yaptığını belirten Dr. Aynural, Türk dünyasının Türk ve Turan şuuruyla hareket etmesi gerektiğini, din, dil ve kan birliğinin Türkleri birleştireceği konusunda umutlu olduğunu ileri sürdü.Türkiye’deki uluslararası ilişkiler alanındakilere Batı kaynaklı çalışmalarının Türklerin milli menfaatine uymaması sebebiyle Çince kaynak üzerinden çalışmalarını öneren Dr. Aynural, Çin ekonomisinin 30 yıl içerisinde istikrarlı bir şekilde büyüdüğünü, askeri alanda sessizce yatırımlar yaptığını, askeri gücüne güvendiği için Doğu Türkistanlılara soykırım düzenlediğini, Çin’in Avrupa’ya ihracatını çoğaltacağını ve tarım ürünlerini de ihraç edebileceğini, bunun Türkiye’yi olumsuz etkileyeceğini, Güneydoğu ülkelerinin ekonomisinin Çinlilerin etkisi altında olduğunu ve bu etkilemenin Afrika’ya kadar genişleyeceğini bildirdi.

Ardından Prof. Dr. Ekrem Barak ARIKOĞLU “Bir Kuşak Bir Yol Projesinin Kırgızistan’a Etkileri” konulu konuşmasını yaptı.  Daha önce Doğu Türkistan’da gezide bulunan ve Doğu Türkistanlı kardeşlerinin derdini dert edindiğini söyleyerek giriş yapan Dr. Arıkoğlu, Kırgızistan’ın Orta Asya’daki en demokrasi ülke sayıldığını, eski devlet başkanının kuşak yol projesinden rüşvet aldığından hapise girdiğini, Şanghay İş Birliği Örgütü’nün sınır güvenliğini ve petrol hattının garantiye alınmasını amaçlayan ve Amerika’ya karşı kurulan bir örgüt olduğunu, Kırgızistan’daki milli hasılatın çok düşük olduğunu ve insanların geçinmek için borçlandığını, devletin de 4 milyar civarında borcu olduğunu ve bu borcun yarısını da Çin’den aldığını, Çin ticari yollarını kolaylaştırmak için Kırgızistan’daki tüm yolların yapılmasını desteklediğini anlattı.

İpek yolunun etkileri üzerinde duran Dr. Arıkoğlu, Kaşgar-Taşkent demir yolunun en önemli güzergahlardan biri olduğunu, Çin-Doğu Türkistan- Kırgızistan- Özbekistan- İran şeklinde bir kara yolu oluşturulduğunu, Çin’in borç karşılığında Tacikistan’dan toprak istediğini ve Kırgızistanlılar da bundan dolayı Çin ile işbirliğinde tereddütte olduklarını, vatanseverlerin Çin’e karşı direndiğini ve bundan dolayı Çin Kırgızistan’daki emniyetinden emin olamadığını ve iş birliklerinde duraklama meydana geldiğini, bunun dışında Sovyet ray sistemi ile Çin ray sisteminin uyumsuz olduğunu ve tüm bu sorunlardan dolayı Kaşgar-Taşkent demir yolunun henüz başlatılmadığını, bununla birlikte Kırgızistan’da 500 bin civarında Çinli’nin yaşamakta olduğunu ve bunun büyük bir tehlike teşkil ettiğini anlattı. Konuşmasının sonunda Türk dünyasının sorunlarından bahseden Dr. Arıkoğlu, Türk dünyasının temel sorununun Türk devletlerinin bir biriyle düşman olmasından ibaret olduğunu, Türkiye Arap dünyasıyla ilgilendiği kadar Türk dünyasıyla ilgilenmediğini, bundan dolayı da Orta Asya’daki Türk devletlerin Rusya’ya ve Çin’e dayanmak zorunda kaldıklarını, Türklerin yüksek teknolojisinin olmadığını belirtti.

Sonra Prof.Dr. Ragip Kutay KARACA “Yumuşak Güç Bağlamında Kuşak Yol Projesinin Değerlendirilmesi” konulu konuşmasını yaptı. 1996’dan beri Çin üzerinde çalışmalar yapmakta olduğunu dile getiren Prof. Dr. Ragip Kutay Karaca, kuşak ve yol projesinin temelinde refah ve ekonomi değil, kültür ve dış siyasetin olduğunu, Çin’den gelen trenin Türkiye’de törenle karşılandığını ve vatandaşların vergileriyle yapılan yoldan ücret ödemeden geçtiğini anlatarak giriş yaptı. Yumuşak gücün kültür, dış politika ve siyasi değerlerden ibaret olduğunu açıklayan Dr. Karaca, Çin’in temel kültürü olan Konfüçyüsçülüğü yaymaya çalışmakta olduğunu, yurt dışında 548 enstitü kurduklarını ve içinde 1070 tane Çince sınıfın bulunduğunu, ama Türkiye’nin Çin’de henüz Yunus Emre Enstitüsü açmadıklarını, Çinilerin kültür, eğitim ve medya için çok büyük yatırım yaptığını ve algı operasyonu yürüttüğünü ifade etti. O konuşmasında yine, Çin’in emperyal amaçları için Afrika’ya da büyük yatırımlar yaptığını, kuşak yol projesinin geçtiği ülkelerin sayısının arttığını ve bunun Amerika’ya tehdit oluşturduğunu, Çin’in birçok ülkeye büyük miktarda borç verdiğini ve toplam 1 trilyon 200 milyar dolar para harcadığını, borç karşılığında Sri Lanka, Kenya vs. Ülkeler limanlarını Çin’e verdiğini, kuşak yol projesi kapsamında yapılanların ileride Çin’in olacağını ve Çin finansman ettiği her şeyin karşılığını zamanı geldiğinde geri alacağını, beş sene önce 20 milyar olan dış ticaretinin şimdi 140 milyar doları geçtiğini, ABD Çin’in silaha değil ticarete yatırım yaptığından, Rusya ise Rusça konuşan Orta Asya’nın yine de kendisine bağlı olduğunu düşündüğünden dolayı buna karşı çıkmadıklarını anlattı.

Türkiye Çin ilişkisi üzerinde duran Karaca, Türkiye’nin Çin’de beş altı tane Yunus Emre Enstitüsü açtığında ve milyonlarca Uygur kardeşlerimizin maruz kaldığı zulme ses çıkardığında ancak bir devlet olacağını, ama şu an Türkiye-Çin ilişkisinin danışmanlığını Doğu Perinçek yapmakta olduğunu, hem Türk hem Müslüman halk olan Doğu Türkistan’ın en az Filistin kadar savunulması gerektiğini ileri sürdü.

Son olarak Dr. Ferhat Kurban TANRIDAĞLI “İpek Yolu Güzergahındaki Yer Adlarının Çinceleştirilmesi-3: Kiroren, ‘Luolan’  değil” konulu konuşmasını yaptı.  “Kroran” kelimesinin ilk olarak M.Ö 176 yılında  Hunların Han hanedanına yazdığı mektupta geçtiğini açıklayan Dr. Tanrıdağlı, İsveçli keşif Sven Hedin,Trihi ipek yolu,  Mısırdaki mumyalardan daha gelişmiş bir teknolojiyle yapıldığı bilinmekte olan Kroran Güzeli Mumyası vb. konular üzerinde durdu ve bulunan mumyaların Çinlilerden çok daha önce yaşamış olduğunu, Kafkasyalı insanlara benzerlik göstermesinden oraya ilk yerleşenlerin Çinli olmadığını ortaya koyduğunu, antropolojik çalışmalarında Türkçe çalışmanın olmadığını, o yüzden durumların Çinlilerin lehine yorumlanmakta olduğunu, Türk isim olmasına rağmen akademik metinlerde  “Kroran” yerine Çince okunuşundan alınan “Loulan” kelimesinin kullanıldığını ve bunun farkına varıp düzeltilmesi gerektiğini belirtti.

Panel soru-cevap ve sertifika takdiminin ardından sona erdi.

 

Uygur Akademisi © Her Hakkı Saklıdır.

Scroll to top