• Doğu Türkistan Davasındaki Fırsat ve Olasılıklar hakkında Hollanda'da Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleşti.
You Are Here: Home » Uygur Tarihi, Kültürü ve Edebiyatı » Uygurlarda Aile ve Kadın

Uygurlarda Aile ve Kadın

Şirinay Aziz (naxi7457@gmail.com)

Eski Türk cemiyetinde aile ilk sosyal birlik sayılıyordu. Kan akrabalığı esasına dayana aile, bütün içtimaî bünyenin çekirdeğinde yer alıyordu. Eski Türk aileleri “Geniş Aile” şeklinde görülmektedir. Türkçede izdivaç için kullanılan “Evlenme”, “Evlendirme” kelimeleri, evlenen erkeğin ailesinden ayrılarak kendine yeni bir “Ev” yaptırmasını ifade eder. Türklerde “Leviratus” mevcuttur. “Leviratus”, ölen erkek kardeşin dul kalan zevcesi ya da dul fakat genç çocuksuz üvey anne ile evlenme şeklidir. Eski Türk topluluğunda ata binip ok atan, savaşlara katılan, namus ve iffetine düşkün Türk kadınlarının, muharebe sırasında düşman eline düşmesi büyük bir zillet sayılırdı. Bozkır kültürü yaşam tarzında mülkiyet anlayışı olmadığı için kadınlar yaşam alanı olan çadır, çadırın içindeki eşyalar ve kendine yetecek kadar hayvana çeyiz olarak sahip olmuşlardır. Farklı bir örnek olarak, İbni Battûta, Deşt-i Kıpçak bölgesine Uzbek Han’ının ülkesine sefere çıktığında burada kadınların erkeklerden daha üstün tutulduğunu, yüzünü örtmediğini, sultan hanımlarının çok zengin ve cömert olduğunu, üstü başının mücevherlerle süslendiğini, kendine özgü çadırlarının bulunduğunu, bazen kadınlarla erkekleri beraber rasladığınızda bile adamın kadının hizmetkarıdır diyeceksinizi diye ifade etmektedir. Bu yüzden İbni Battûta, Han’ın büyük hatunundan dördüncü hatununa kadar huzurunda bulunmuştur ve Hatunlardan hediyeler almıştır. Bunun yanı sıra İbni Battûta seyahatnâmesinde hanın kız ve oğullarına dair bilgileri de kaleme almıştır.

İlk yerleşik hayata geçen ve kadim Türkler sayılan Uygurlarda farklı dönemlerde kadınların yeri farklı olmuştur. Buna örnek olarak İslam öncesi Turfan Uygur Devleti’ni ve İslam sonrası olarakta Karahanlı Devletindeki kadın ve aile hakkında bilgi sunmak istiyorum.

Turfan Uygur Devleti Döneminde Aile ve Kadın

Turfan Uygurlarında “Leviratus”un devam ettiğini görüyoruz. Örneğin: Ögeday döneminde Amu nehri’nin güneyini idare eden Uygur veziri Gölcis, küçük yaşta babasını kaybetmiştir. Bu yüzden üvey annesi başka akrabaları olmadığı için, hem zayıf hem fakir olduğu için başka bir erkekle evlenmek istemiştir. Gölcis bunu öğrenince İdikut sarayına gidip şikayette bulunur. İdikut Han, Uygurların Leviratus geleneğine göre, üvey annesinin kendisiyle evlenmesini buyrur. Gölcis daha sonradan evlenme kararından vaz geçip, üvey annesinin başka bir erkekle evlenmesine izin vermiştir. Bunun gibi başka öğrenklere Turfan Uygurlarına dair vesikalarda raslanmaktayız. Örneğin: 76. Numaralı Vesikada, Tüşek Hatun’a yazılan vasiyatnamede şöyle geçer: “benden sonra kimseyle evlenme, mal varlıklarımı iyi idare et, oğlum Altmışkaya’yı iyi eğit; diğer çocuklarım Kusang, Asan Kaya ve üvey anne, bize düşeni alacağız deseler, izin verme; eğer kavga çıkarsa, padişaha bir yastuk altın, teginler’in her birine bir yastuk gümüş, han ordusuna bir yastuk gümüş ve bir at ceza olarak versin” diye yazılmıştır. 11. Numaralı vasikada: “ Otuz’un Balitur adlı demirci kölesi ile Tıyincoq’un dokumacı kölesi olan Ailik sahiplerinin iznini almadan evlendikleri için onları ağrı şekilde çalıştırma cezası verilsin” diye yazılmıştır. 81. Numaralı vesikada ise: “Kutluk, Adar kızını kendi hatunu yapabilmek için iki yastuk ve 20 dirhem gümüş ödedi hem de kızına kılıf- kıyafet aldı. Eğer sonradan kavga çıkarsa, Han’a 5 yastuk altın, İdikut’a bir yastuk altın, Koçu Balık’taki bir vezire bir yastuk gümüş ceza ödesin”diye yazılmıştır.

Yuan Hanedanı döneminde, Koçu şehrinde kız bebeklerinin suda boğarak öldürülmesi çok rastalanıyordu. 1276, Kubilay Han (Yuan Shi zu 元世祖) döneminde, Turmişa adlı bir kişi kız bebeği suya attığı zaman, Şuan Kaya adlı kişi tarafından yerinde yakalanmıştır. Bu dava ta Moğol ordusuna kadar gitmiştir. Kubilay, Uygurlardaki kız bebekleri öldürmemesi gerektiği hakkında bir ferman çıkarmıştır. Fermanda tam olarak: “kız bebekleri öldüren kişinin mal varlıklarının yarısı alınsın ve o kişi ordu için hizmet etsin, kız bebekleri öldüren kişiyi gören ve mahkemeye bildiren kişi köle ise, azad edilsin. Yerli memurlar, kız bebekleri öldüren insanları cezalandırsın” diye yazılmıştır. 1227 tarihinde Kubilay Han yine Uygur İdikut Hanı Koçgar’a ferman vermiştir. Fermanda: “ karı koca boşanmak istiyorsa, kocası karısına yazılı bir belge veriyormuş; karısı, kocasının dede, nene ve başka kardeşlerinin izinsiz diğer bir erkekle evlenmesine izin vermiyormuş. Buna artık izin verilmesin, ortadan kalksın” diye yazılmıştır.

Karahanlı Devleti Döneminde Aile ve Kadın

Karahanlı Devleti’nde Has Haciblik unvanının alan devlet adamı Yusuf Has Hacib siyasetname ve aynı zamanda öğütname niteliğini taşıyan “Kutadgu Bilig” eserinde evlik, kız-oğul eğitimi hakkında bilgiler vermektedir. Yusuf Has Hacib eserinde yabancıları eve sokmaması gerektiğini, kadınları dışarıya çıkarmamak gerektiğini, eğer dışarıya çıkmasına izni verirse yollarından şaşacağını dile getirerek, kadınları  karmaşık nüfusta evde tutmanın daha uygun olduğunu söylemiştir. Müellif eserinde yine kadınlara karşı bazı kötümser görüşlerini de ortaya koymuştur. Örneğin: “kızlar doğmasa, doğarsa yaşamasa daha iyidir; kadınlar bir ağaçtır, meyvesi zehirlidir, ona karşı bir iştiha besleme; nice bin erler kadınlar yüzünden mahvolup gitmiştir” gibi. Müellif yine “Evlenme, evlenirsen denginle evlen, eğer takva sahibi bir kadın bulursan fırsatı kaçırma derhal evlen” diyerek kendi dengesindeki biri ile evlenmenin daha uygun olduğunu söylemiştir. Doğan kız-oğul çocuklara gelince, onlara bilgi ve edep öğretilmesinin onlar için faydalı olacağını söylemiştir.

Karahanlı Devleti’nde kadınlar yeri oldukça aşağıdaydı. Kadınlar evlendikten sonra eşinin özel malı olarak sayılıyordu. Kadınlar evlendikten sonra dışarıya çıkmasına izin verilmiyordu, yabancıları eve almıyorlardı, kadın ve erkekler aynı sofrada oturup yemek yiyemiyordu. “Divan-i Lugatit Türk”te, Karahanlılar Devleti döneminde kadınların yabancı erkeklere kendi yüzlerini göstermemsi için dışarıya çıkarken başlarına şal artığını ve yüzlerini örttüğünden bahseder.

Uygurlar Geleneğinde Miras Anlayışı

Uygurlar ailesi erkek- kadın ilişkisi esasındaki çekirdek ailedir. Birden fazla çocuklu ailelerde en küçük oğlanı, yaşlandığı zaman kendilerini bakmaları için evde kalmasını isteyip diğer büyük oğlanlarının evlendikten sonra başka ev tutmalarını izin veriyorlar. Tek çocuklu ailelerde ise oğlan evlendikten sonra başka ev tutmaz, anne babasıyla beraber kalır. Miras taksimatına gelince, örf- adet çerçevesinde kız çocuklar erkek çocukların aldığı mirasın yarını alıyordu. Karı- koca arasında miras onların çocuklarının var yokluğuna göre taksim ediliyordu. Kocası erken vefat etmişse ve çocukları varsa, mirasın 1/8’i karısına, geri kalan kısmı çocuklarına veriliyordu. Çocukları yoksa, mirasın 1/4’i karısına geri kalan kısmı erkeğin kardeşlerine ve akrabalarına taksim ediliyordu. Karısı erken vefat etmişse eğer, mirasın yarısı kocasına , yarısı karısının en yakın akrabalarına taksim ediliyordu. Çocukları varsa, mirasın 1/4’i erkeğe, geri kalan kısmı çocuklarına taksim ediliyordu. Evlad edinen kız oğullarının mirasa sahip olma hakları yoktu. Babası üvey olan çocuklar sadece annesinin mal varlıklarına sahip olabiliyordu. Eğer vefat eden birinin hiç kimsesi yoksa, o kişinin mal varlıkları mescide veriliyordu.

Sonuç olarak, Uygurlar tarih boyunca farklı din, dil ve kültüre sahip olmuştur.  Uygur kadınlarının islam öncesi ve islam sonrası toplumdaki yerinde değişiklikler olmasına rağmen kadınlar yine de toplumun ve ailenin önemli bir parçasıdır. Az olsada miras haklarına sahip olmuşlardır.

Kaynakça

1. Alan, Hayrunnisa, “Konar-Göçer İle Yerleşik Hayat Bağlamında Kutadgu Bilig’de Kadın ve Aile”.

2. Ebû Abdullah Muhammed İbn Battûta Tancî, İbni Battûta Seyahatnâmesi, Çev: A. Sait Aykut, Yapı Kredi Yayınları, İstanbul, 2018

3. Uygurların Kısa Tarihi Yazma Grubu, Uygurların Kısa Tarihi, Xinjiang Halk Neşriyatı, Urumçi, 1990

4. Kafesoğlu,İbrahim, Türk Milli Kültürü, Ötüken Yayınevi, İstanbul, 1998

5. Yanbin衍斌, Shang尚, Yuan Hanedanı Döneminde Uygurlar Hakkında Tatkikat (Yuan Dai Wei Wu Er Yan Jiu 元代畏兀儿研究), çev: Ablet Nurdun, Ebey İmin, Muhammedcan Huşur, Milletler Neşriyatı, Pekin, 2012

Uygur Akademisi © Her Hakkı Saklıdır.

Scroll to top