• 7-8 Eylül 2019'da İstanbul'da “Uygur Milli Bekası ve Doğu Türkistan'ın Geleceği Çalıştayı” gerçekleşecektir.
You Are Here: Home » Çin'in Uygur Politikası » DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEĞİ

DOĞU TÜRKİSTAN GERÇEĞİ

M. Halistin Kukul

Aslında, Türkistan GerçeğiTürk Dünyâsı Gerçeği veyaİslâm Dünyası’nın Acı Gerçeği başlıklarından birini koymalıydım. İllet, zillet, beka, belâ… derken, nihâyet “ümmet”in de, “ümmet bölünmesin” çelişkisiyle “parti mertebesi”ne indirildiğini duyunca artık bu işin iyice rayından çıktığını anlamış oldum.

Mukaddes kitabımız Kur’ân-ı Kerîm’de ve Peygamber Efendimizin hadîslerinde ve İslâm âlimlerinden bizlere intikal eden bilgilerde böyle bir “ümmet” anlayışı mı var ki, Devlet’te değil, “parti”de huzursuzluk olmaya başlayınca “şanlı ümmet” bölünme safhasına girmiş oluyor?

Bu memlekette, sizden başka Muhammet aleyhisselâmın ümmetine mensup kimse yok mu ki bu garip beyanatlara göz yumulup sessiz kalınıyor?

İlahiyat hocaları bu tavra niçin suskundurlar da, durmadan “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” mübârek sözünü başkalarına yamamaya çalışırlar?

“Dilsiz şeytan” ha!..Kim bunlar? Söyleyenlerden/ithâm edenlerden başka herkes?!

Koskoca bir Doğu Türkistan!..Yetmiyor…Koskocaman bir Türkistan!..Yetmiyor!..Uçsuz bucaksız bir Türk Dünyâsı!..Suskun!..

Ve devâsa bir İslâm Dünyası…sessizliğe gömülmüş!..

Lütfen, bana, sorunuz. Deyiniz ki; “A be kardeş, sessizliğe gömülmüş de ne demektir?”

Ben de size, tekrar cevap vereyim ve diyeyim ki, “Ben, böyle mi demişim? Dalgınlığımdan dır, bağışlayın!.. Gafletten öte bir hâle bürünmüş ve gömülmüştür!..Onu da siz anlayın ki, neye gömülmüştür!..

Hani, “Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytan” dı?

Doğu Türkistan Türkleri, bu sözü edilen “ümmet”ten mi değildirler? Doğu Türkistan Türkleri, İslâmın emirlerini mi yerine getirmekten imtinâ etmektedirler, ne dersiniz? Doğu Türkistan Türkleri’nin verdiği mücâdeleyi, târih boyunca kim/kimler verebilmiştir?

Vatanlarını mı bırakıp kaçtılar/kaçıyorlar ve başkalarının memleketlerine gidip oralarda ‘bey’ gibi mi yaşıyorlar?

Hani, şu “muhâcir-ensâr muhabbeti”nden söz ediyorum…Siz, Doğu Türkistan’dan, Türkiye’ye gelip de, -tabiî ki, Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan da gelip de- sokaklarda, câmi kapılarında el açan birine rastladınız mı?

Allah korusun!..Ne büyük bühtan!..

Tabiî ki, bunun yanında Karabağ’a da, Kerkük’e de, Kıbrıs’a da suskunluk, körlük ve sağırlık devam ediyor!..

Peki; bu, İslâm Dünyası denilen mekânlarda hüküm süren kavimlerin mensuplarının bir tekinden bile, bırakınız yardım lâfını duymayı, Doğu Türkistan’daki Müslüman Türklere zulüm yapıldığına dâir bir tek kelime işittiniz mi?

Niçin duymadınız veya işitmediniz, îzahını yapabilir misiniz? Petrollerini emperyalistlerin emrine akıtanların İslâma dâir bir düşünceleri bir hedefleri niçin yoktur?

Peki ya Türkiye?

Haklı olarak, Filistin veya Myanmar için kükrediği kadar değil; bir Almanya, Fransa, Japonya veya İngiltere kadar da değil, en azından, bir Lüksemburg, bir Letonya, bir Yeni Zelanda, bir İsveç, bir İsviçre, bir Kanada, Belçika, İrlanda, İspanya, Litvanya…. kadar, Doğu Türkistan için sesini yükseltemez miydi?

Ve niçin yükseltmedi? Ve niçin yükseltmiyor?

“Küfür tek millettir”, âmennâ ve “Şüphesiz, müminler birbiri ile kardeştir” (Hucurat, 10), âmennâ…Peki, biz hangi yandayız, bize anlatmanız gerekmez mi?!..

Hani “kardeş”lik, hani “küfre karşı tek millet” oluş?

Herhâlde; Almanya’nın, Fransa’nın, Japonya’nın veya Lüksemburg, İsveç’in…yanında bulunmamak için!..İster gülün, ister ağlayın, ister çıldırın, isten küsüp inçivaya çekilin!!!

Meselâ; şu, kıralı için bayrağımızı yarıya indirdiğimiz Suudi Arabistan nerededir? Mısır, Katar, Bahreyn, İran, Ürdün….nerededir? Bunlar Müslüman ülkeler değil midirler?

İslâmiyet, bunlara; Doğu Türkistan’daki Çin zulmüne sessiz kalmayan ülkeler kadar da îmân gücü, heyecanı, kardeşlik hissi ve insanlık idrâki vermemiş midir?

Hazret- Muhammed aleyhisselâmın “ümmeti” isek, O’nun, “Müminler, parçaları, birbirine bağlanmış bina gibidir” hadîs-i şerîfine uygun davranış içinde bulunulması gerekmez mi?

Allahü teâlâ, Al-i İmran sûresinin 103. Âyetindeki ”Bölünüp parçalanmayın” emrini kim/kimler için vermiştir?

Hele Türkiye!!!

Bunca Hıristiyan ve budist devlet müşterek bir beyannâmeyle Doğu Türkistan’daki Çin zulmünü kınarken, onların imza attıkları beyannâmenin altına bir imza atamıyor mu?

Türkiye’den sâdece bir ses duyduk: Meral Akşener Hanımefendinin yürekleri bir nebze olsun ferahlatan sesini!..

Diyor ki; “Doğu Türkistan’da yaşanan insanlık dışı uygulamaları bırakması için Çin’e verilen açık mektupta neden bizim imzamız yok? Siyasî çıkarlarınız için dünyaya sözde kafa tutuyorsunuz ya; söz konusu Türklük olunca mı sessiz kalıyorsunuz?”

Çok yerinde iki soru sorulmuş!..Çare değil amma ümit verici!..O bildiride niçin imzamız yok?

Peygamber Efendimizin, “Bir kötülük gördüğünüz zaman elinizle, gücünüz yetmezse dilinizle, ona da gücünüz yetmezse kalben buğz ediniz” hadîs-i şerîfi de mi akla gelmiyor?

Kaynak: Kapsam Haber Yorum

Uygur Akademisi © Her Hakkı Saklıdır.

Scroll to top