• 7-8 Eylül 2019'da İstanbul'da “Uygur Milli Bekası ve Doğu Türkistan'ın Geleceği Çalıştayı” gerçekleşecekti.
You Are Here: Home » Türkiye ve Çin » “BİR KUŞAK, BİR YOL” İpek Yolu Projesi Örneğiyle Komünist Çin’in Gerçek Yüzü

“BİR KUŞAK, BİR YOL” İpek Yolu Projesi Örneğiyle Komünist Çin’in Gerçek Yüzü

 

Kamer ARTIŞ

Emekli Dış Tic. Uzmanı

“Çin milletinin tatlı diline ve yumuşak ipeğine kanmayın”—Bilge Kağan

M.Ö. 500 yıllarında Çin ordusu komutanlığını yapan savaş strateji uzmanı Sun Tzu’nun “Savaş Sanatları” adlı kitabında bir sözü vardır: “Savaşın en üstün sanatı, düşmanı savaşmadan ezmektir. Sun Tzu, bu sanatın anahtarının aldatmak olduğunu belirterek  iyi bir komutanın, aldatma sanatının ustası olması gerektiğini savunmuştur.  Sun Tzu’nun tarihi düzenbazlıklarla dolu komünist torunları, bu stratejiyi sadece askeri alanla sınırlı tutmayıp, devlet idaresinde, ekonomi politikasında ve uluslar arası ilişkilerde de başarıyla uygulaya gelmiş ve de gelmektedir.

Bilhassa  DTÖ’ne üye olduğu 2001 yılından sonra batılı uzmanlara göre adil olmayan uluslar arası ticaret ve gümrük tarifelerinden istifade etmek, fikri mülkiyet haklarını çalmak, teşebbüs ve maliyelerin idaresini tek elden yürütmek, benim buna ilave edeceğim, kırtasiye ve çocuk oyuncakları vb. kalitesiz ve kanserojen hafif sanayi ürünleri ile  sahte marka mallarını ihraç etmek gibi  hileli yöntemleri sayesinde ekonomisini geliştirmiştir. Şimdi ise gelişen bu ekonomik gücüne güvenerek, dünya hakimiyetine gözünü dikmiş olup, siyasi planlarını her zaman stratejik ehemmiyete göre uzun vadeli yapıp, yalan ve düzenbazlıkla yürütmede mahir olan ve gerçek vasfını çoktan yitirip üyelerinin hepsi birer kara para Dolar milyarderine dönen “Komünist” Çin hükümeti, “Çin Formülü” dedikleri kendine has “ kural ve modelini” herkese kabul ettirerek hedefine ulaşma teşebbüsündedir.

Gayeye ulaşmak için  yürürlüğe koyduğu hileli siyasetleri arasında en çok dikkati çeken,  asıl amacının anlaşılması üzerine büyük tepki gördüğü ve birçok iştirakçi ülkenin vaz geçmesinden dolayı duraklayan, hatta tamamen çökme ihtimali görünen Bir kuşak, bir yol İpek yolu projesidir. Başlangıçta Çin “komünistlerinin yalan vaat ve aldatmaca sözlerine kanıp büyük kazanç hayal ederek projeye dahil olan, özellikle güzergah üzerindeki petrol, doğal gaz ve maden gibi yer altı kaynakları zengin olmakla beraber yoksul ve az gelişmiş bir çok ülkenin maddi desteğe muhtaç olması, bu ülkelerin doğal kaynaklarına gözünü diken yağmacı Çin “komünistleri” için kaçırılmaz fırsat yaratmış olup, son on yıldan beri ortak diye aldatıp borç verdiği ülkeleri tam anlamıyla kendine bağımlı kılan hileli kredi taktiğini adı geçen projede de uygulamasını kolaylaştırmıştır. Jiang Zeming döneminde zirve yapmaya başlayan yozlaşma ve rüşvetçi gibi bozuk ahlak üzerine kurulu Çin hükümetinin, bahsi geçen  ülke yöneticilerinin ceplerini yüksek meblağlı Dolarlarla doldurup imza attırdığı anlaşmalarla bu ülkelerde demir ve kara yolu, köprü, baraj, elektrik santrali, havaalanı ve liman gibi alt yapılarına kendi sermayesinin yanı sıra malzeme ve emek gücünü de tedarik eden yatırımları, bu ülkelerin vadesi geldiğinde  geri ödeyemedikleri krediler karşılığında başta maden olmak üzere yine kendi yatırımları olan tüm işletmelerini geri almasını, hatta topraklarını, diğer bir ifade ile hakimiyetlerini ele geçirmesini sağlamıştır. Çok örnekten sadece bir kaçı:

1–Pakistan: Gwader limanını 45 yıllığına  kiraladı;

2-Sri Lanka: Hambantota Limanını 99 yıllığına kiraladı;

3-Kırgızistan: Stratejik arazi ve kurumlarına el koydu;

4-Tacikistan: Altın yataklarının çoğunun işletme lisansını ele geçirdi;

5- Montanegro: Hükümetine ülkesinde bir askeri üs kurmayı kabul ettirdi;

6- Yunanistan: Pire limanının %67 hissesini devraldı;

7-Kamboçya: Liman işletmelerini 99 yıllığına kiraladı;

8–Zambiya:  Ülkenin havaalanı, elektrik santrali ile devlet TV kanallarını devraldı;

9- Burma: Çin’in güneybatısındaki Yunnan’a kadar uzanan petrol boru hattı inşa etti ve  işletme yetkisini ele geçirdi;

10-Cibuti: Küçük ancak ABD’nin Afrika’daki tek kalıcı askeri tesisine sadece bir kaç mil uzaklıkta olması hasebiyle stratejik önemi büyük olan bu ülkede  ilk yurt dışı askeri üssünü kurdu.

11- Arjantin: Hava kuvvetleri üssü kuruyor.

12-Afrika: 20 yıl içinde büyük yatırımlarının yanı sıra çok fazla toprak satın alarak kıtayı adeta kendi  müstemlekesi haline getirdi.

Bunun dışında özellikle geçen yıl fark edilen ve satın alan müşterilerinin mahremiyetini bile gözetip kaydeden çipli giyim eşyalarını dünya piyasasına sürmek;  Görünürde kamu, gerçekte ise devlet kuruluşları olan Huwei ile ZTN adlı şirketler marifetiyle gelişmiş ülkelerin fikri mülkiyet haklarını, siyasi, ekonomi ve askeri istihbaratlarını  çalmak; Başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelere gönderdikleri öğrenci ve işadamı görünümündeki ajanları vasıtasıyla ileri teknoloji bilgilerini ve ticaret sırlarını çalmak; Yine başta ABD olmak üzere bir çok ülkedeki yüksek okullarda Konfiçus Enstitü açmak suretiyle beyin yıkamak vb. yöntemler, Çin komünistlerinin dünyaya hakim olma gayesi için sürdürdüğü sinsi projeleridir.

 

Doğu Türkistan Gerçeği:

Doğu Türkistan’ın Çin için önem arz eden özellikleri:

1-1.780 milyon Km2’lik  yüz ölçümü ile kalabalık Hen nüfusu için geniş alanı;

2-Çin ekonomisinin %60’ını temin eden zengin doğal kaynakları;

3-Moğolistan, Kazakistan, Kırgızistan, Rusya, Tacikistan, Pakistan ile Hindistan olmak üzere 8 ülke ile sınırdaş olup, Çin’in en çok sınır komşuya sahip eyaleti olması hasebiyle Çin’i batıya bağlayan stratejik konumu dolayısıyla  “Bir kuşak bir yol” projesinin çıkış noktasıdır.

Çin “Komünistlerinin” Doğu Türkistan’a Tam Hakim olmak için Aldığı Tedbirler

—1990 yılında Orta Asya Türki Cumhuriyetlerinin SSCB’den ayrılıp bağımsız olmalarından dolayı benzer durumun Doğu Türkistan’da vuku bulması endişene kapılan Çin “komünistleri” başta Uygur olmak üzere ülkenin asıl sahiplerini tamamen yok ederek  tam hakim olmak  hayaliyle 2001 yılında Rusya Federasyonu, Kırgızistan, Tacikistan, Kazakistan, Özbekistan, Hindistan, Pakistan’ı yanına çekerek Şanghay İşbirliği Örgütünü kurmuştur.

 

—İşgal ettiği tarihten beri gizli sürdürdüğü katliam, asimilasyon ve soykırım politikasını yeni İpek Yolu Projesini başlatmasıyla birlikte alenen ve hızlandırarak devam etmektedir. Bu kapsamda bilhassa 2017 yılından itibaren,

  • Son devlet planında yer alan 2050 yılına kadar dünyada Uygur soyunu kurutmak maddesi gereğince Uygurları terörist, bölücü ve aşırı dinci yaftasıyla hem kendini haklı göstermek hem de dünyanın desteğini alarak hedefine ulaşmaya çalışmaktadır;
  • İleri teknoloji imkanlarından faydalanarak Doğu Türkistan’ı saran gözetim ve yüz tarama kameralar ağıyla açık hapishaneye dönüştürmüştür;
  • Milli kültürümüzü yok etmek için ana dilimizi yasaklamış, Çince dil öğrenme mecburiyeti getirmiştir;
  • Dinimizi yasaklayarak, halkımıza ibadet yasağı dışında özellikle Ramazan aylarında içki içme, domuz eti yeme mecburiyeti getirmiş; binlerce camiyi yıkmış, göstermelik olarak bıraktığı camilere kızıl bayrağı ile Xi’nin portresini asmıştır;
  • Yüzlerce Nazi tipi toplama kampı inşa ederek, kademeli olarak toplumun seçkinleri olan fen ve din alimleri, yazar, şair, sanatçı vb aydın kesimi, sonra zenginlerimizi ve dini vecibelerini yerine getirmeye çalışan ve sayısı 5 milyona ulaşan insanları kapatıp ağır işkencelerle bedenen ve ruhen sakat bırakmakta ve zehirli ilaçlarla insanlarımızı robotlaştırarak yavaş yavaş ölmelerini sağlamakta;
  • Kampa kapatılan ebeveynlerin 0-15 yaş arasındaki çocuklarını Çinli Hen olarak yetiştirmek için açtığı yuva görünümündeki çocuk kamplarına toplamakta; Şimdiye kadar topladığı çocuk sayısı bir milyonu geçmiştir;
  • Gençlerimizin organlarını alarak hem kendi ihtiyaçlarını karşılamakta hem de özellikle helal organ tercih eden başta Araplar olmak üzere yabancılara satmaktadır.

“Komünist” Çin’in dünyaya hakim olmak amacına ulaşmak için yürüttüğü ve  ABD başta olmak üzere batı ülkelerden teknoloji ve fikri mülkiyet haklarını çalarak siyasi, askeri ve ekonomi gücünü daha da arttırmakta olduğu, kanıtlarla ispatlanmıştır. ABD ve Avrupa başta olmak üzere projeye dahil olan çok sayıdaki ülke hükümetleri teşebbüslerini uyarmaya, halkını Çin tuzağı hakkında aydınlatmaya ve gerekli tedbirler almaya başlamıştır. ABD’nin bu ülkeye karşı açtığı ticaret savaşı, bu tedbirlerin en bariz örneğidir.

Hileli siyaseti ile dünyaya büyük zarar vermesi nedeniyle yurt dışından tepki görürken, amacına ulaşmak için bir yandan kendi ceplerini doldurup, çaldıkları paraları yurt dışına kaçırırken, öte yandan da pervasızca kredi dağıtarak hazinesini boşaltması, ABD’nin Çin mallarına uyguladığı gümrük vergi oranlarını yükseltmesi nedeniyle bu ülkeye ihracatının azalması,  Çin ekonomisinin dar boğaza girmesine yol açmıştır. Çin “komünistleri”, kendilerini kurtarmak için borç verdiği ülkelere ikna ziyaretler düzenlemek, gereksiz yere ithal mallar fuarları açmak, özellikle medyasını seferber etmek suretiyle dünyayı kandırmaya devam etmektedir.

Türkiye: 

Tüm bu olumsuz gerçeklere  rağmen batıdan ihanet görüp doğuda ittifak arayışı doğrultusunda Çin’in kapısını çalan Türkiye, bu ülke ile tarihte görülmemiş yakın ilişkiye girip, bir çok alanda işbirliğine gitmektedir. Çin ise, Türkiye’nin bu durumundan faydalanarak uzun vadede yukarıda örneği verilen ülkelerin durumuna düşürmeyi hedeflemekte. Bu nedenle  Xi Jinping, devlet başkanlığına seçilmesinin hemen akabinde Türkiyeyi  stratejik ortak ilan etmişti.

İkili Ekonomik ve Ticari İlişkiler: 

Çin, Türkiye’nin Almanya’dan sonra dünyada ikinci, Doğu Asya’da ise en büyük ticari ortağıdır. Adı geçen ülke, 2016 yılında Türkiye’nin ihracat yaptığı ülkeler sıralamasında 19’uncu, Türkiye’nin ithalat yaptığı ülkeler sıralamasında ise birinci sırada yer almıştır. Bununla birlikte tüm dünyada olduğu gibi ihracatındaki fazlalık yüzünden hep Türkiye aleyhine, hem de büyük açıkla bakiye veren ticaret dengesini üzülerek izliyoruz.  Türkiye halen Çin’e yaptığı her 1 ABD Dolarlık ihracata karşılık 10 ABD Dolarlık ithalat yapmaktadır. Bu eğilimin devam etmesi durumunda, 2010 yılında iki ülke hükümeti tarafından açıklanmış olan, 2020 yılına kadar 100 milyar ABD Dolarlık ticaret hacmi hedefine ulaşılırsa, Türkiye’nin cari açığı üzerine yılda 80 milyar ABD Dolar’ından fazla bir yük getirecektir. Çin, tüm ülkeleri kandırdığı şekilde Türkiye’yi de iki ülke arasında stratejik işbirliğine dayalı ortak kazanç ilkesi temelinde ilişkilerin istikrarlı bir şekilde ilerletilmesini arzu ettiğini ileri sürerek, ülkemizde bütün alanlarda  yatırımlarını artırmak peşindedir. Çin’in Türkiye aleyhine büyük açık veren ticaret dengesini, Sri Lanka’ya yaptığı gibi, ülkemize yılda 3 milyon turist göndererek giderme sözünü, hükümetimizin Doğu Türkistan’daki zulmünü protesto etmesinin hemen akabinde geri alarak halkının Türkiye’ye seyahatini engellemekle yüzsüzlüğünü göstermiştir.

Yukarda da bahsedildiği üzere, “Komünist” Çin hükümetinin en son müşahede edilen Bir kuşak, bir yol projesinde olduğu gibi düzenbazlık örneği çoktur. Son dönemde Çin’in büyük zarara soktuğu diğer ülkelere yaptığı gibi borca boğmak niyetiyle Türkiye’de enerji, finans ve altyapı alanlarında ard arda imzaladığı işbirliği  protokoller  ile gerçekleştirdiği işbirliği teşebbüsleri arasındaki stratejik konumlu ve uzun vadede ülke için tehlike arz eden sahaların genişliği dikkati çekmektedir.

Çin “Komünistlerinin”, yalancılıkta, fırsatçılıkta, iki yüzlülükte ve entrika çevirmedeki ustalığını ve Türkiye’ye dost olmadığını, asla da olmayacaklarını da birkaç örnekle hatırlatalım:

—1950-1953 yıllarında cereyan eden Kore savaşında Kuzey Kore’nin yanında yer alan Komünist Çin askerleri, NATO askerleri olarak gönderilen 700’den fazla kahraman Türk askerini, K. Kore askerleriyle birlikte şehit etmesine rağmen savaşta Mao’un oğlu Mao Anying NATO askerleri tarafından öldürüldüğünü unutmamıştır; (Çin’in resmi sosyal medya kanalı “Bai Shitong”un Kasım 2018 yayını)

—Gerek bir devlet, gerekse BM GK Daimi üyesi olarak Kıbrıs meselesi dahil, şimdiye kadar Türkiye’nin uluslararası meselelerinde haklı olduğunu bile bile bir kez olsun yanında yer almadığı gibi,  lehine de herhangi bir beyanat verdiği görülmemiştir;

—Afganistan’daki Taliban’a büyük maddi destek verdiği herkesçe malumdur;

— Suriye savaşı başladıktan sonra İŞİD’in bu ülkede kan dökmesiyle birlikte Komünist Çin istihbaratı harekete geçerek, bir takım şebekelerle işbirliği yapıp, Suriye’ye kandırdığı Uygur gençlerini göndermek suretiyle, anılanların savaşa katılımını organize ettiği ve Suriye’ye geçiş güzergahı olarak Türkiye’yi kullandığı, son iki yıldan beri sosyal medyada paylaşılması ile açığa çıkmıştır. Böylece dünyaya Doğu Türkistanlıları terörist olarak tanıtırken, Türkiye’yi teröre destek veren bir ülke durumuna sokmaya çalışmıştır.

Şimdi ise, Türkiye’nin dört bir yandan uğradığı saldırılar nedeniyle zor duruma düşmesini fırsat bilen alçak “komünist” Çin hükümeti, kendisine muhtaç olan Türkiye’yi hem kullanmak hem de sindirmek için bugüne kadar başaramadığı Doğu Türkistan meselesinde kendi çıkarına göre Uygurlara yakıştırdığı terörist ve terör örgütü, aşırı dinci ile ülke bütünlüğünü tehdit eden bölücü söylemini T.C. hükümetine ezberlettirmekle amacına ulaşmaya çalışmaktadır;

—Esed hükümetine yaptığı silah yardımının, ABD gibi deşifre edilmemesinin, Çin “Komünistlerinin kirli işleri sinsice yürütmekteki ustalığındandır;

—1959 yılında cereyan eden Kerkük İsyanından beri Kürtlere destek veren ve 2014’te Erbil’de Baş Konsolosluk açan Kalleş Çin “Komünist” hükümeti, Kürtleri piyon olarak kullanmak suretiyle, Bir kuşak, bir yol projesinden azami derecede ticari çıkar sağlamak için Türkiye’nin güney sınırında bir Kürt devletinin kurulmasına da gizli destek ve maddi yardım verdiğini yine dünyadan gizlemeyi başarmaktadır;

— Anılan hükümetin Çince yayın yapan “Bai Shi Tong”  adlı  soysal medyasının geçen yılki bir yayınında yer alan, Türkiye’nin bugün düştüğü durumdan bahseden bir haberinde Türkiye’yi “zavallı” diye tabir ederek aynen şu ifadelere yer vermiştir:”Türkiye, tarihte bize karşı asla unutamayacağımız hataları işledi. Örneğin, Ukrayna’dan satın aldığımız savaş gemisinin Boğazdan geçmesine izin vermek konusunda bizi oyalayıp üzdü ve bizi büyük maddi zarara uğrattı; 2009 yılında Xinjiang’da cereyan eden terrör saldırısını hükümetimizin bastırmasına “katliam” dedi. Daha başka affedilmez hataları var. Ancak şu anki dünya siyaseti, bizi ortak düşmana karşı birlik olmayı gerektiriyor. Bu nedenle, bu hatalarını unutmamak kaydıyla Türkiye ile ortak düşmana karşı işbirliği yapmalıyız. Türkiye, ancak bizim paramızla bu ekonomik krizden çıkabilir.” Bir kaç ay önce hükümetimizin Nazist Çin hükümetinin Duğu Türkistan’daki zulmünü protestosuna karşılık Türkiye’ye olan düşmanlığını ifşa eden ve basında geniş yer alan beyanatları hafızalardan kolay kolay silinmeyecek cinstendir.

Hükümetimize şunu hatırlatalım: Türkiye’nin Asya’yı Avrupaya bağlayan köprü olması, Çin için siyasi tercihten ziyade, ülkemize olan muhtaçlığından kaynaklanan menfaati gereğidir. Diğer bir ifade ile  jeopolitik bir zorunluluktur. Çin’in Bir kuşak, bir yol projesinin hayata geçirilmesi için bu zorunluluk daha da önem kazanmıştır. Türkiye, Çin’den uzaklaşmak veya araya mesafe koymak istese bile Çin, Türkiye’yi asla bırakmaz.  Bu nedenle Türkiye, muhtaç olduğunu düşünüp Çin karşısında çekingen durarak taviz vermek yerine, başını dik tutup,  kendi çıkarı için taviz bile isteyebilecek pozisyonda olduğunun bilicinde olmalıdır.  Türkiye, adı geçen ülkeye temkinli yaklaşmazsa, uzun vadede ülkenin büyük zarara uğramasına vesile olacaktır.  Türkiye’yi Türk dünyasının  lideri ve lokomotifi olarak gördüğümüzden, ülkenin başına hiçbir kötülük gelmesine gönlümüz razı olmadığı gibi, Türk dünyasının ayrılmaz bir parçası olan Doğu Türkistan’ın temelli olarak elden gitmesine ve soyumuzun tümden yok olmasına da asla razı olamayız. Temennimiz, Müslüman olan T.C. idarecilerinin bu dünyada hem kendine hem de bu soydaş ve dindaşlarına büyük kayıp verdirecek, ahrette ise vebal altında  kalacakları politikalara imza atmamasıdır. Doğu Türkistan bağımsız olursa, ülkenin doğal kaynakları, Türkiye’nin Çin’den sağladığı maddi kazançtan kat be kat fazlasını temin etmeye yetecek kadar zengin olup, Doğu Türkistan halkı bu zenginliği seve seve soydaş ve kardeş Türkiye ile paylaşacaktır.

Günümüzde şartlar, özellikle Pakistan ve Arap devletleri olmak üzere İslam devletlerinin sözde Müslüman liderlerinin Allah’tan korkmak yerine Çin komünistlerinden korkup, tarihte emsali olmayan bu mezalimin Doğu Türkistan’daki  mazide görülmemiş baskı, zulüm ve soykırımlarına duyarsız kalması, hatta alkış tutmasından dolayı  Doğu Türkistanlıların aleyhine olmakla beraber, elleri Doğu Türkistanlıların kanlarıyla boyanmış bu celladın  gerçek yüzünü gören dünya, onun bu vahşetini kınayarak Doğu Türkistanlılara ve bağımsızlık davasına destek vermekte. Nazist Çin’in soyumuzu kurutmak için Doğu Türkistan ile Çin’in iç kesimlerinde inşa ettiği toplama kamplarının kapatılması ve kamptaki masum insanların salı verilmesi için BM harekete geçmiştir. Çin ile ilişkisi ciddi manada bozulan ABD ise Doğu Türkistan meselesini de sık olarak gündeme getirmekte ve bazı yaptırımlara hazırlanmaktadır. Bunlara ilaveten dünyadaki insan haklarını savunan sivil toplum kuruluşları ile başta batı olmak üzere dünyadaki bir çok ülkenin en önemli basın yayın kuruluşları hemen her gün Çin’in Doğu Türkistan’da sürdürdüğü zulüm ile soykırım siyasetini gündeme getirerek Çin “komünistlerini” ağır eleştirmektedir. Ayrıca, Endonezya, Bangladeş başta olmak üzere dünyadaki İslam devletleri arasında  “Mü’min, Mü’min’in kardeşidir” hadisini iyi anlayan ve hayata tatbik eden ferasetli Müslüman halkın Doğu Türkistanlı kardeşlerine sahip çıkmak adına düzenledikleri gösteri ve toplantı gibi etkinliklerle faşist Çin’i protestolar çığ gibi büyümektedir.

Hükümetimizin geçici menfaat uğruna hem Doğu Türkistan halkının tamamen yok olmasına hem de kendi zarar görmesine yol açacak yanlış politikalar izlememesini, Doğu Türkistan’ın kaderini ABD’ye bırakmayıp kendisinin sahip çıkmasını  ümit ederiz.   “Bugün bana, yarın sana”. Aklımızdan hiç çıkarmamamız gereken gerçek ise, dünyada Türk’e Türk’ten başka samimi dostun olmadığıdır.

Kaynaklar:

—The Washington Post

—BBC haberleri

—Wall Street Journal makaleleri

— New York Times makaleleri

—Deik ve TİM raporları

—Tayvan Epoch Time

—www.paypal.me/huopai

—http://mnewstv.com (View China)

—http://aboluowang.com

—www.chenpokongvip.com

—https://sc.mp/South China

—http://goo.gl/pef5oV

—Komünist Çin’in resmi sosyal medya kanalı “Bai Shitong”

—Çin ile işbirliği anlaşmaları imzalayan T.C. devlet kurumları web siteleri

Uygur Akademisi © Her Hakkı Saklıdır.

Scroll to top