• 7-8 Eylül 2019'da İstanbul'da “Uygur Milli Bekası ve Doğu Türkistan'ın Geleceği Çalıştayı” gerçekleşecekti.
You Are Here: Home » Türkiye ve Çin » Çin Neden Ankara’dan Uzak Duruyor

Çin Neden Ankara’dan Uzak Duruyor

Kayahan Uygur

Çin ile Rusya’yı aynı çizgide sananlar, iki ülke arasındaki Moğolistan yöresinde toprak kavgalarına kadar uzanan sorunlardan habersizdir.

Türkiye’de Çin ile ilişkilerin geliştirilmesi hep isteniyor ama Çin’in bu konudaki niyeti pek konuşulmuyor. Sanki Türkiye Çin ile çok sıkı ilişkiler kurmak istese Çin hemen kabul edecekmiş sanılıyor. Oysa Çin dış politikası yakından incelendiğinde Türkiye’nin son yıllarda derin tutarsızlıklar barındıran çizgisiyle büyük zıtlıklar görülür, bu da Çin’deki uzak durmanın kaynağıdır.

Türkiye 2017’de Devlet Başkanı düzeyinde katıldığı Pekin’deki Yol ve Kuşak toplantısına bu yıl sadece bakan düzeyinde davet edilince kimileri bunu Uygurlar sorununa bağladılar. Ama aradaki soğukluğun gerçek nedeni Türkiye’nin Orta doğu politikası olarak değerlendiriliyor.

Çin’in Orta doğu yaklaşımı nedir? Çin, 1978’deki “açılım ve reform” programından itibaren “gözlemek ve azami ekonomik çıkar sağlamak” kuralını izliyor. Çin Komünist Partisinin son dönem politikasını belirleyen Kasım 2013’deki Merkez Komitesi toplantısında ise Orta doğu “komşu bölge” olarak kabul edilmiş ve Çin’in Arap Birliği ve İran’ın en büyük ticari ortağı oluşu ve İsrail ile kilit ilişkileri vurgulanmıştır.

Çin, petrol tedariki bakımından Ortadoğu’ya büyük önem veriyor. Çünkü kendi topraklarında bir risk yaşamadığı ve enerji kaynaklarından yararlanmaya devam ettiği takdirde zaten istikrarlı bir şekilde güçlenmektedir. Barış içinde geçen her yıl bu bakımdan Çin için bir kazançtır. Petrol alımını zora sokacak her türlü Ortadoğu macerası ise Çin için son derece olumsuzdur.

HAYALLERLE GERÇEKLER MAALESEF ÇOĞU ZAMAN ÖRTÜŞMÜYOR

Türkiye’nin ise özellikle son yıllarda geliştirdiği Sünni İslamcı ve fetihçi söylemler barış ve istikrar konusunda hassas olan Çin’i rahatsız ediyor. Başka bir ülkeden gelse haklı bir uyarı olarak kabul edilebilecek “Uygur hassasiyeti” Pekin tarafından Erdoğan’ın son yıllardaki söyleminin bir parçası olarak görülüyor.

“Başka ülkelerin içişlerine karışmamak” Çin’in çok önem verdiği ve “gururla” tekrarladığı bir ilkedir. ABD ve Rusya’ya karşı Üçüncü Dünya’nın ortaya çıktığı 1955 Asya-Afrika Konferansında ilan edilen“rejimlerin barış içinde bir arada yaşaması ve müdahalelere karşı olma” kurallarını Çin bugün de savunuyor.

Çu En-Lay, Nehru, Sukarno ve Nasır gibi isimlerin katıldığı 1955 zirvesinde her türlü emperyalizm gibi sömürgeci yayılmacılık da kınanmıştı. Dış politikasının bu yönü bilindiğinde Çin’in Suriye’de olan bitenleri ve oraya balıklama dalanları nasıl değerlendirdiğini anlamak zor olmayacaktır.

Hele Esat’ı dış müdahaleyle devrilmesi gereken bir terör rejimi ilan edip de arkadan onun askeri destekleyicisi İran’la ilişkilerin sıkılaştırılması takiyyeden hiç hoşlanmayan ve önünü görmek isteyen Çin Hükümeti’ni resmen dehşete düşürmüştür. Yine de Türkiye, Çin’in ekonomik çıkarları bakımından iktidar uzmanlarının sandığı gibi bölgede çok önemli rol oynuyor olsaydı durum belki de değişebilirdi. Ama hayallerle gerçekler maalesef çoğu zaman örtüşmüyor.

“TOTAL” TECRİDİN BİR PARÇASI

Kuşak ve Yol Projesi’nde Çin’in en az önem verdiği hatta devre dışı bıraktığı ülke Türkiye’dir. Kızıl deniz ve Rusya-Ukrayna geçiş yolları yarısına Çin’in üçüncü İpek Yolu Ürdün üzerinden İsrail’in Hayfa ve Aşdod limanlarında devam ediyor. Netanyahu’nun Çin’le ilişkilerinin özellikle ileri teknoloji ve savunma sanayi alanlarındaki derin işbirliği tabii ki tek sesli medyanın ilgi alanı dışındadır.

Çin ile Rusya’yı aynı çizgide sananlar, iki ülke arasındaki Moğolistan yöresinde toprak kavgalarına kadar uzanan sorunlardan habersizdir. Çin elitleriyle Rusya arasındaki çekişme Rus komünistlerinin ta 1920’lerde Çin’de Mao ve arkadaşlarını sağcı Kuomintang’la ittifaka zorlamalarına kadar gider.

Çin’in Putin’in Orta doğu’daki manevralarından özellikle Türkiye’nin jeopolitik konumunu sarsıntıya uğratacak girişimlerden rahatsız olduğu da söylenmektedir. Çin, Türkiye’nin tutarsızlıklarından irkilerek Suudi-Körfez-Mısır aksıyla ilişkiyi tercih etmiştir. Bu gelişme Çin-Arap Forumu’nda 2018 Temmuz ayında alınan “stratejik ortaklık” kararıyla pekişmiş ve Araplarla ortak bir finansman bankası da kurulmuştur. Çin ile yaşanan soğukluğun Ankara’nın son dönemde dünyada yaşadığı “total” tecridin bir parçası olduğu görülüyor.

kaynak: Odatv.com

 

Uygur Akademisi © Her Hakkı Saklıdır.

Scroll to top