• Doğu Türkistan Davasındaki Fırsat ve Olasılıklar hakkında Hollanda'da Yuvarlak Masa Toplantısı gerçekleşti.
You Are Here: Home » Akademi Etkinlikleri » “Türk Dünyası Jeopolitiği Perspektifinden Kuşak Yol Projesi’ne Bakış” Konulu Panelin İkincisi İstanbul’da Gerçekleştirildi

“Türk Dünyası Jeopolitiği Perspektifinden Kuşak Yol Projesi’ne Bakış” Konulu Panelin İkincisi İstanbul’da Gerçekleştirildi

Çin Araştırmaları Enstitüsü, İstanbul Türk Ocakları ve Uygur Akademisi ortaklığında düzenlenen “Türk Dünyası Jeopolitiği Perspektifinden Kuşak Yol Projesi’ne Bakış” konlu panelin ikincisi 18 Ocak 2020 tarihinde Türk Ocaklarının Çemberlitaş’taki konferans salonunda gerçekleştirildi. Panele Türkiye’nin çeşitli yerlerinden çok sayıda Uygur ve Türkiyeli aydınlar ve üniversite öğrencileri iştirak etti.

Panel saygı duruşu ve Türkiye, Doğu Türkistan İstiklal Marşının okunmasından sonra İstanbul Türk Ocakları Başkanı Dr. Cezmi Bayram’ın açılış konuşmasıyla başlatıldı.

Dr. Cezmi Bayram konuşmasında İslam dünyasının Uygurların yaşadığı zulme karşı sessiz kaldığını, ama Türkiye’nin böyle yapmaması gerektiğini, araştırıldığında Doğu Türkistan’daki zulmün başlangıcının Bir Kuşak Bir Yol Projesi olduğunu, böyle toplantıları devamlı düzenleyerek Uygur meselesini gündemde tutmak gerektiğini belirtti.

Sonra oturum başkanı, yapımcı ve araştırmacı Turgay Tüfekçioğlu “Türkistan’ı kuşatan yol projesi” başlıklı konuşmasını yaptı. O şu cümlelerle giriş yaptı: “Doğu Türkistan Türklerin en doğusundaki Türk dünyasını temsil ediyor.O yüzden kuşak ve yol projesi meselesi sadece Doğu Türkistanlıların değil, Türklük mensubu herkesin davasıdır.” O konuşmasında Doğu Türkistan’daki kaya resimleri, kazılan mumyalar, Turfan karızları gibi arkeolojik belgelerinden örnekle Doğu Türkistan’ın neden kadim Türk toprağı olduğunu açıkladı. O yine, Yusuf Has Hacip’in “Kutadgu Bilig”i ve Kaşgarlı Mahmud’un “Dîvânü Lugâti’t-Türk”ünün birer Türk eseri olduğunu, Uygurların Türk medeniyetine sahip bir millet olduğunu ileri sürdü.

Doğu Türkistan’ın Türkiye ile olan ilişkisi üzerinde duran Tüfekçioğlu, 1850’den önce Türkiye’nin Doğu Türkistan’ın varlığından haberi olmadığını, 1933’te Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurulduğunda Doğu Türkistan Dış İşleri Bakanı ile Mustafa Kemal Atatürk birbirine selam gönderdiğini, bu dönemde Doğu Türkistandaki bazı kişilerinin Türkiye’ye geldiğini, cümleden üç tane kardeşlerin cebinde babasının Atatürk’e yazdığı mektubuyla 86 gün yol yüreyerek Türkiye’ye okumak için geldiğini anlattı.

Tüfekçioğlu yine Çin’in bir kuşak bir yol projesinin ne olduğu, neden üzerinde çalışılması gerektiği hakkında bilgi verdi. Tüfekçipğlu konuşmasının sonunda Türkiye ile Çin arasındaki ticari anlaşmalardan örnekle bu yol projesinin hem maddi hem manevi açıdan Türk topraklarını kuşattığını açıkladı.

Ardından köşe yazarı ve araştırmacı Merve Şebnem Oruç hanım “Para temelli yeni dünya düzeninde Çin hegemonyası ve Doğu Türkistan zulmü” konulu sunumunu verdi. Amerika, Çin ve Türkiye ilişkileri üzerinde duran Oruç hanım, Türkiye’nin dış siyasetini doğuya yönelttiğini ve birçok konuda Türkiye’nin Çin’e yaklaştığını, buna Türkiye’nin Amerika ve Nato tarafından dışlandığının neden olduğunu, Çin yükseldikten sonra Çin’in Amerika Dolarının dünyadaki etkisini azaltma ve Dolar yerine kendi para biriminin gücünü artırmayı amaç edindiğini ve Avrupa’ya ulaşmak için kuşak ve yol projesinin ortaya çıkardığını belirtti.

Konuşmasının sonunda Çin’in bir kuşak bir yol projesi ile dünyaya getirecek tehlikelerden bahseden Oruç Hanım, “Biz bunun için neler yapabiliriz? Çin’i en zayıf yerinden vurabiliriz. Çin kuşak ve yol projesinden vaz geçemiyorsa ve sonraki durak Orta Asya devletleri ve Türkiye ise, o zaman biz “Doğu Türkistan’daki zulmü durduracaksın, biz o zaman bu türün bir parçası olabiliriz” diyebiliriz. Eğer Türk dünyası uyanabilse, bu olaylar da geriye dönebilir. Mesele bir kuşak bir yoldan başlarken, cevabı da orada” şeklinde konuşarak sunumunu tamamladı.

Üçüncü olarak Prof. Dr. Varis Çakan tarafından “Çin’in bir kuşak bir yol projesi ve yeni dünya düzenine etkileri” başlıklı sunum verildi. Prof. Dr. Çakan konuşmasında 20. Yüzyıl’daki I. ve II. Dünya Savaşı, sonraki Sovyetler Birliği ve Soğuk Savaş dönemlerinde şekillenen dünya düzeni ve bu dünya düzeninin Doğu Türkistan’a ve Türkiye’ye olan etkileri hakkında bilgi verdi. Yine bir kuşak bir yol projesi üzerinde duran Prof. Dr. Çakan, Myanmar’daki Müslümanların soykirima uğrama nedeninin bu yol projesiyle ilgili olduğunu, çünkü bu yol projesindeki kara yolu ile deniz yolunun birleştiği yerin Myanmar olduğunu, Myanmar hükümetinin arkasında Çin’in olduğunu, İnsanların Myanmar’daki soykırıma yönelik kınamaktan başka bir şey yapmadığından Çin’in cesaret aldığını ve aslında Myanmar’daki zulmün bir deneme olduğunu belirtti.

Doğu Türkistan yol projesinin en önemli noktası olduğunu, buradaki Türkleri asimile edemediğini ve beyin yıkama hareketini başlattığını açıklayan Prof. Dr. Çakan, yol projesinde yer alan Türk milletlerinin bir Türk projesi oluşturması gerektiğini, ancak bu şekilde “bu yol projesinin vagonu değil motoru” olabileceğini ileri sürdü.

Son konuşmacı olan Çin Araştırmaları Enstitüsü Başkanı Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı “İpek yolu güzergahındaki önemli kavşaklar-1: Kumul(Hami değil)” konulu sunumunu verdi. O konuşmasında, eskiden beri Çinlilerin hep Çince’yi otoritesini genişletme ve asimilasyon kuralı olarak kullandığını ve bir kuşak bir yol projesi gündeme geldikten sonra yer adlarının Çinceleştirilmesinin meydana geldiğini, haritada bir çok isimlerin Uygurca değil Çince okunuşundan yazıldığını, eğer bu durum değiştirilmezse yine yüz sene sonra Doğu Türkistan topraklarındaki yer adlarının Uygurca olduğunu anlamanın zor olabileceğini bildirdi.  Dr.Tanrıdağlı, birçok örnekle bunun nedenlerinin Çince’nin dilbigisi özelliği ve çinlilerin Çinceyi asimilasyon kuralı olarak görmerleri olduğunu açıkladı.

Yol projesi üzerindeki önemli kavşaklardan biri olan “Kumul” üzerinde özellikle duran Dr.Tanrıdağlı, “Kumul”un Çince’de “Hami” olarak yazıldığını, ama bilim adamları günlük konuşmalarında kumul kelimesini kullanırken makalelerde ise “Hami” şeklinde yazdığını, bunun Çin’in ayrımcılık siyasetinin  bir örneği olduğunu, bu meselenin ciddi olduğunu ve üzerine dikkat çekilmesi gerektiğini belirtti. Sonra o, “Kumul” kelimesinin “Kamil” kelimesinden geldiğini, coğrafi açıdan Kumul’un Çin ve Doğu Türkistan iletişiminde önemli yer aldığını ve Kumul halkının mücadeleci ve savaşçı ruhunu anlattı.

Panel soru-cevap ve sertifika takdiminin ardından sona erdi.

Uygur Akademisi © Her Hakkı Saklıdır.

Scroll to top